Genel

Bankacıydılar, artık Datça’da saf ipek dokuyorlar

Büyükşehir yaşamından bunalıp kaçan pek çok insanın hikâyesine özellikle güney ve batı illerimizde çok sık rastlıyoruz. Müberra ve Yaşar Aydoğan da, doğma büyüme İstanbullu bir çift. Müberra Hanım 32, Yaşar Bey ise 37 yaşında.

Bankacılık sektöründe yıllarca çalıştıktan sonra 3 yıl önce tası tarağı toplayıp Datça’ya yerleştiler. 18-20’yi bulan çalışma saatleri bu kararı almalarının en önemli nedeni. Ancak gittikleri yerde de boş duramamışlar. Datça’da kurdukları atölyede, kaybolmaya yüz tutan el sanatlarımızı yaşatıyorlar.

Büyük şehir yaşamından bunalıp kaçan pek çok insanın hikâyesine çok sık rastlıyoruz. Müberra ve Yaşar Aydoğan da, doğma büyüme İstanbullu bir çift. Müberra Hanım 32, Yaşar Bey 37 yaşında. Bankacılık sektöründe yıllarca çalıştıktan sonra 3 yıl önce Datça’ya yerleşmeye karar vermişler. 18-20’yi bulan çalışma saatleri bu kararı almalarının en önemli nedeni. Ancak gittikleri yerde de boş duramamışlar, ama iş alanları bu kez çok farklı. Eski Datça Mahallesi’nde kurdukları atölyede, kaybolmaya yüz tutan el sanatlarımızı yaşatıyorlar. Müberra Hanım, cam altı sanatını ziyaretçilere anlatmaya gayret ediyor. Ayrıca kurduğu gümüş tezgahında, kuyumculuk eğitiminde öğrendiği bilgileri uyguluyor. Yaşar Bey ise vitray ve sedef kakma ile ilgileniyor. Evlerinde başladıkları bu uğraşlarını atölyeye dönüştürdükleri eski bir ekmek fırınında sürdürüyorlar. Aydoğan çiftini, en ilginç kılan özellikleri ise Datça’da 20 yıl önce kaybolup giden ipekböceği yetiştiriciliğini ve dokumacılığını yeniden canlandırmaları. Yaşar Bey, Bursa’dan aldığı ipekböceği tohumlarını burada kurduğu özel odalarda dut yapraklarıyla besledi, köylülerin yardımıyla da kozaları ipe dönüştürdü ve ilk kez bu yıl haziran ayında saf ipek dokumaya başladı. Hem de kendi yaptığı el tezgâhında… Aydoğan, “Burada dokuma için el mekiği adı verilen çok eski yöntem kullanılıyormuş. Biz de dokumacılık yapan diğer illeri dolaştık. Tezgâhları inceledik ve kendimize özel otomatik bir tezgâh yaptık.” diyor.

1980’li yıllarda turizmin hareketlenmesiyle birlikte köylüler, bugün Yeni Datça adı verilen bölgeye yerleşmiş ve iş alanlarını turizme göre şekillendirince ipek dokumacılığı unutulmuş. Aydoğan çifti, dokumacılık işine bu yıl civardaki köylerin sakinlerini de katmışlar. Hatta kaymakamlığa bir proje bile sunmuşlar. Önce Hızırşah, Kızlan ve Sındı’nın 60-70 yaşlarındaki teyzelerini kendi ipekler üretmeleri için ikna etmişler. Aslında Datça’nın en değerli el sanatı iğne oyası. İğne oyası yapımında kullanılan has ipeği eskiden herkes kendi evinde üretirmiş. Unutulunca naylon iplikler kullanılmaya başlanmış. Aydoğan çiftinin yönlendirmesi, kaymakamlığın desteğiyle eski okullarda kurulan atölyelerde şimdi köyün yaşlı teyzeleri bile ipek dokuyor. Nisan-mayıs ayında böcekler besleniyor. Mayısın sonunda koza örmeye başlıyorlar. Haziranın başında imece usulüyle gelep adı verilen ipekten çile çıkarma işi yapılıyor. Aydoğanlar, “Geçen yıl bir kutu ipek böceği tohumu ve 1 adet dokuma tezgâhı ile başlanan köy projesi, bu yıl 6 adet dokuma tezgâhı ve Hızırşah köyünün tamamını kapsayacak.” diyor. www.antikdatca.blogspot.com

Zaman – Cumaertesi
Sevinç Özarslan
2 Ağustos 2008, Cumartesi
Haber linki
http://www.zaman.com.tr/cumaertesi_bankaciydilar-artik-datca-8217da-saf-ipek-dokuyorlar_777761.html